BİLİNÇLİ ANNE OLMAK..

Aslında dönemimizin en önemli sayılan sorunlarından biri olduğunu düşünüyorum bilinçli anne olma olayının.Bilinçli anne olmak nedir? Bilinçli anne olmanın bir sınırı var mı? Bilinçli annelerin çocukları daha mı zeki?vs vs..

Genel olarak genç annelerde karşılaştığımız, yaşadığı döneme ayak uydurma çabası içinde kaybolan kadınlar için bu yazım. Ben de onlardan olduğumu düşündüğüm bir anda aslında çocuğumu kendi haline bırakmanın, o kendi halinde hayatını yaşarken sınırlamadan, kısıtlamadan, sıkmadan nasıl büyütebileceğimi keşfettim. Evet, bu kararımla asıl olarak bilinçli çocuk yetiştirmek ne demek bunun farkına vardım.

Elbette herkes çocuğu için en iyisini ister. Bu en iyinin başında da geleceği, yani yaşayacağı hayat standartları gelir. Bu hayat standartlarını en iyi hale getirebilmek için de doğal olarak çocuğumuzun iyi bir eğitim görmesi geliyor. İşte bizim yoğunlaştığımız konu tam da burası. Onları geleceğe hazırlarken nasıl hatalar yaptığımızı hiç düşündünüz mü?

Yaşıtlarıyla yarışa soktuğumuzu, sürekli bir kıyaslama yaptığımızı, gereğinden fazla yüklendiğimizi hiç farkettiniz mi? Peki onlardan en iyisini olmayı beklerken biz aslında bu işin neresindeyiz? Tek yapmamız gereken gerekli imkanları sağlamak mi? Bence hayır!!

SORUN NEREDE BAŞLIYOR ??

Bilinçli anne olmanın yolu bebeklikten itibaren başlıyor. Zeka kartları, legolar, eğitici setler, değişik türde zeka geliştirdiğine inanılan türlü oyuncaklar.. Gerçekten bunlara ihtiyacı var mı çocukların? Öyle bir toplum haline geldik ki bir ara ben almam gereken zeka geliştirici setlere artık yetişemediğimi farkettiğimde kendime ne yaptığımı sordum. Çocukların hayal dünyası nerde kaldı? Önemli olan onun hayal gücünü ne kadar kullanabildiği, aile içinde nasıl muamele gördüğü ve geçirdiği kaliteli zamanlardır. Bu kaliteli zaman kısmında da kurallar olduğunu, farklı yorumlandığını görüyoruz. Bence çocuk yetiştirme annenin içgüdüsüne bırakılmalı biraz da. Her şeyi kurallara göre gerçekleştiremeyiz maalesef. Sınırlarımızdan kurtulmalı, çocuğumuza aktarabildiğimiz her şeyi aktarmalıyız. En azından ben artık içimden geldiği gibi davranmanın, onunla oyun oynamanın, şarkı söylemenin, yemek yapmanın, yürüyüşlere çıkmanın, dans etmenin onun beyninde en olumlu etkileri yarattığını düşünüyorum.

Bu gündelik şeyleri yaparken ona öğrenmesi gereken şeyleri çok rahat şekilde aktarabiliriz. Olabildiğince onunla göz hizasında konuşmak artık klişe ve basit ama bir o kadarda etkili bir yöntem. Yemek yaparken ufak tefek yardım isteme, yürürken gördüğünüz her şeyden bahsetme, kıyafet seçmesine olanak tanıma aslında ne kadar basit görünse de minicik bir insan için büyük öneme sahip. Onlara sürekli bir şeyler öğretmek uğruna hayatlarına geç kalmalarına neden olmayalım. Kaliteli zaman geçirmek eğitimle dolu bir zaman geçirmek değildir bana göre. eğlenerek , sevgi dolu, duygularına dışa vurabildiği bir zaman geçirebilmektir. Kendini tanıyabildiği ve keşfettiği, bizim sokmaya çalıştığımız kalıpların dışında bir zamandır en kaliteli olanı. O sürekli geliştirebileceğimiz bir robot değil. Çocukları tek biçimde sınıflamak ve gelişimlerini aynı şekilde yorumlamak yapılan en büyük hatalardan. Sizin çocuğunuz sayısalı daha geç kavrıyor olabilir, daha hızlı okuyor veya ezberi iyi olabilir. Daha geç konuşmaya başlamış olabilir. Bunlar onun gelişiminde sorun olduğunu göstermez emin olun.

Biz anneler artık biraz rahatlamaya ihtiyacımız var. Çocuklarımızın üzerinde yarattığımız baskı onların öğrenmesini olumsuz yönde etkileyeceğinden, isteklerini ve heveslerini kıracağından hiç şüpheniz olmasın. Biraz akışına bırakın ve nasıl geliştiğini kendiniz görün. (Tv karşısında büyüyen çocukları ayrı tutuyorum.)

MUTLU KALIN..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir