Çocuğumla Büyüyorum

EYVAHH!! KIZIM 2 YAŞINDA..

İKİ YAŞ SENDROMU denilen dönem annelerin genel olarak kabusudur. İki yaşında bir çocuğunuz varsa ya da bu dönemim özellikleri size de uğramışsa, gelin beraber neler yapabiliriz gözden geçirelim.

Hani yollarda bas bas bağıran, yürümeyip yerlere yatan, ağlayarak öfke nöbetleri geçiren çocuklar var ya, heh işte onlar genellikle bu dönemin içinde olan çocuklardır. Onlara kınayan gözlerle bakmayın olur mu? Emin olun zaten yeteri kadar strese giriyor ebeveynler. Benim kızım gayet uslu, uyumlu, sevecen, uykusunu düzenli uyuyan, dışarıda bana sorun çıkarmayan küçük bir melekti. Şimdi ise huysuz meleğim.. Onlar bizim bir parçamız evet. Ama şimdi düşünüyorum da insan kendi parçasını nasıl kontrol edemez.İpleri nasıl bu kadar elinden kaçırır. Evet tüm olay aslında burada açık veriyor. Onlar artık bizim kontrol edebileceğimiz minik bebekler değil. Onlar artık kendi özgürlüklerini ilan etmeye çalışan ve bunu yaparken aslında en çok bize ihtiyaç duyduğu bir dönem. Hani uzmanlar hep der ya;

“Bu dönem çocuğunuzun kendi isteklerini yaptırmaya çalıştığı, bağımsızlığının farkına varmaya ve sizinle en çok güç mücadelesine girdiği dönem. İki yaş sendromu aslında tüm hayatlarına yön veren en önemli dönemlerden biridir.”

PEKİ NELER YAPMALI?

Öncelikle size tavsiyem öfkenizi kontrol etmeyi öğrenin. Çünkü bu dönemde sabırlı olmaya ihtiyacınız var. İki yaş sendromu kabusunu atlatmak için ve çocuğunuzla doğru iletişim kurabilmek için ona nasıl davranması gerektiğini ancak uygulayarak öğretebilirsiniz. Yani siz de ne görürse aynı şekilde davranacaktır. Bu yüzden ona sakinliği öğretin. Ayrıca sizin de öfkeli tavırlarınız durumu daha da önlenemez hale getirip ortaya daha büyük inatlaşmalar çıkacaktır.

Ağlama krizleri sanki bu dönemin olmazsa olmazı. Sebep olsun ya da olmasın bu krizleri yaşamaktan kaçamıyoruz maalesef. Bu dönemde benim vicdanımı rahatlatan şey, ona kızmaktansa sımsıkı sarılıp sakinliğimle onu kucaklamak oluyor. Sevgi bulaşıcıdır emin olun. Biraz öfkesini attıktan sonra sakinliğinize aynı şekilde karşılık verecektir. Eğer bu işe yaramazsa görmezden gelmeyi de deneyebilirsiniz. Bu şekilde sizin dikkatinizi çekemeyeceğinizi öğrendiğinde zamanla öfke nöbetleri kısalıp yok olabilir.

Aslında bu dönem yine uzmanların dediği gibi öğrenme dönemidir. Otuz Milyon Kelime kitabını okuduysanız, bu dönemin ne kadar önemli olduğunu bilirsiniz.Bu dönemde konuşmalarınızı, anlattığınız kuralları pek anlayacağını sanmıyorum. Bu yüzden eğer vaktiniz varsa beraber eğitici programlar izleyebilirsiniz. Burada önemli olan çocuğu tek başına sanal dünyaya kaptırmaktansa, beraber sınırlı saatler içinde izlemek. Gördükleriniz hakkında konuşarak daha etkili olabilirsiniz.

Oyunlarına misafir olun. Bu, hem çocuğunuzu mutlu eden hem de sizi çocuğunuzun hayal gücüne hayran bırakan bir adım olacak. Oyuncaklarıyla türlü oyunlar kurun. O size bu konuda yol gösterecektir. Çocuklar genelde (en azından benim gördüğüm kadarıyla) oyuncaklar yerine ev içindeki eşyaları karıştırmayı daha çok sever. Eline aldığı eşyaları aniden elinden çekmektense ona ne işe yaradığını söyleyin ve eğer tehlikeli bir nesne değilse oynamasına izin verin. Bırakın hayal gücünü kullansın, eşyaları tanısın.

Oyun oynarken ona şarkılar söyleyin, oyuncakların renklerinden şekillerinden bahsedin. Ona doğru ve yanlışları oyun içinde aktarın. Ders vermek, öğretmek , oyunlarla daha kolay bir hal alacaktır.

Konuşun. Aklınıza gelen her şeyden bahsedin. Yolda yürürken arabalardan, kuşlardan, ağaçlardan. Hayatın içine girmesine, doğanın bir parçası olmasına ve tanımasına izin verin.

Oyun oynarken bir çocuk, konuşurken yetişkin gibi davranın. Bazen onların anlamayacağını düşündüğümüzden konuşmayı ihmal edebiliyoruz. Merak etmeyin, bu genelde benim de karşılaştığım bir durum. Yorgun olduğunuz zaman, rahatsızlandığınız zaman konuşmak istemeyebilirsiniz. Bu anlaşılır bir durum. Ama konuşmak bu işin en önemli parçası. Hem dikkatini başka yönlere çekmek , hem de öğrenmeye teşvik etmek amacıyla bunu atlamayın lütfen.

Ayrıca işinizin arasında sizden ilgi bekleyebilir. Kucağınıza gelmek, size bir şeyler anlatmak isteyebilir. Uzmanların da dediği gibi onu geri çevirmeyin. Değerli olduğunu hissettirin. Bunun da bazı kuralları var. Okurken en çok denk geldiğim, “göz hizasına inerek” konuşmak. Bunu elinizden geldiğince yapmanızı tavsiye edebilirim.Size ihtiyacı olduğunu, sadece fiziksel değil ; manevi olarak duygularınızı anlamaya ihtiyacı olduğunu unutmayın.

Artık apartmanlarda büyüyen bir nesile sahibiz. Sokaklara çıkartmaya korktuğumuz, kışın evden dışarı çıkarmaya kıyamadığımız çocuklarımız evde maalesef oyalanacak pek fazla bir şey bulamıyor. Tabii ki onları kontrol altında tutmanın en kolay yolu maalesef tablet, televizyon ve ya telefonla koltuğa bağlamak oluyor. Belli bir süre bu tabii ki olağan bir durum ancak fazlası emin olun gerek dil gelişimi , gerekse konsantrasyon ve odaklanma açısından olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Bu konuya da dikkat etmemiz gerekiyor.

Bu yazı benim şahsi fikirlerim ve deneyimlerimden oluşuyor. Her anne çocuğunun ihtiyaçlarını en iyi bilendir. Kendinize güvenin ve tekrar ediyorum, sakinliğinizi koruyun. Yazdıklarımı siz de deneyip, işe yarayıp yaramadığını gözlemleyebilirsiniz.

MUTLU KALIN..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir